Denizler çok şey söyler yürekten dinleyenlere.

Bazen sessizce uçan martıların çığlıkları,

Bazen de çığlık çığlığa ses çıkartan martıların sessizliği.

Bakmak istediğimizi görür, ya da duymak istediğimizi duyarız.

Bazen de yüksek seslere maruz kalan sağır insanların, konuşamayan insanlardan bir şey dinlemek istemesi gibi bizde medet umarız karşımıza çıkan her şeyden ve herkesten.

Ufacık bir kandamlasına hücum eden köpek balıkları gibi olabiliyoruz bazen.

Denize düşüp bir tehlike ile karşılaştığımızda, bize yardım eden Yunus balıkları gibi de olabiliyoruz aslında.

Hayata bakış açısı her insanda farklı olur gerçekte.

Kimisi karabatak gibi derine dalar ve avını yakalar.

Kimisi de; avını midesine indirmek için yüzeye çıkan karabatağın avını iki gagasının tam ortasından çalması gibidir.

Bir insanın hayata bakış açısı ne kadar farklı olursa olsun, sonunda varılan nokta; avlanan bir pelikanın, avla birlikte ağzına dolan suyu, gagasında bulunan özel gözenekler sayesinde avı ağzında tutup suyu dışarıya boşaltması gibi boşaltır yüreğinde ki taşları orta yere.

Kim için dolduysa o yürek, yürekten çıkan o taşlarla birlikte oda çıkar aslında dışarıya. Bir anlık unutkanlık ya da istek neticesinde.

Bu sebepten ötürü, her önünüze geleni ne dost, ne arkadaş, ne sevgili, ne bir eş, nede bir sırdaş bilin. Herkes özünde biraz da olsa avcıdır aslında. Biriken Sudan su içmek isteyen Ceylan’a, sessizce yaklaşan timsah gibi.

Ve ayırt edin timsah gözyaşlarıyla gerçekte var olan gözyaşlarını.

Ayırt edin ki; aldanmayın o gözyaşları timsah olanlara.

“Varol Gem” İletişim Bilgileri

  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir