Bir adam sevdim ben.

Gözleri kalbime, elleri tenime, sözleri ruhuma değdi.

Hiç benzeşmiyorduk oysa.

O bencil, düşüncesiz, yalancıydı.

Gel gör ki çok güzel gülüyordu.

Konuştuğunda bir insanı değil de en sevdiğim melodiyi dinliyor gibiydim.

Tersi çok pisti mesela.

Kabalıksa, öyle bir kabalaşıyordu ki akıllara zarar!

Yapayalnızdı ayrıca.

Etrafı kalabalıktı; ama o yalnızdı.

Kimseye bir şey anlatmazdı.

Anlatmadığı yetmiyormuş gibi bir de ”beni anlamıyorsun” diyordu.

O hiç anlatmadı ben de bilemedim, anlayamadım.

Dağınıktı.

Kendisi, düşünceleri, hayalleri ve doğruları…

Hepsi darmadağındı.

Çözerim, hallederim, ona güzel olan şeyleri öğretebilirim sandım.

Olmadı.

Zamanla bir de baktım ki ben ona benzemişim.

Artık benzeşmişiz.

Ben de kabalaşmışım.

Ben de yalanlar söylemeye başlamışım.

Her şeyim darmadağın olmuş ve etrafımdakilere rağmen, yalnızlaşmışım.

Kimseye konuşmaz olmuşum.

Konuşmamış, bir de ” beni anlamıyorlar”ı pelesenk etmişim dilime.

Dağlarda yalnız yaşayan, elindeki tek silahı yalan olan ve o silahla insanları öldüren ve bundan zerre utanç duymayan bir eşkıyaydı o.

Alışageldiği o hayat anlayışını değiştiremediğim gibi ben de ona benzedim günbegün.

Bir adam sevdim ben.

Gözleri kalbime, elleri tenime, sözleri ruhuma değdi.

Değmişti bir zamanlar.

Bugün…

Dağlardayım!

Dil dile değdi zira.

“Esra Akar” İletişim Bilgileri

  

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir